25 Haziran 2008 Çarşamba

Pasajlar-3


Başkalarının, bizimle ilgili düşüncelerinin üzerimizdeki hakimiyeti fazla olmadığı zaman, büyük bir ihtimalle başkalarının düşüncelerine ve davranışlarına karşı hoşgörülü oluruz. Önemli biri gibi görünmeye can atmadığımız zamanda başkalarının öneminden korkuya kapılmayız. Korku da hoşgörüsüzlük de bağımlılığın ürünüdür.

****

Hemen hemen her kahramanca davranışımızla bir şeyi kanıtlarız. Kendimize kendimiz olmadığımızı, başkalarının da onların düşündükleri şey olmadığımızı ispat ederiz. Gerçek benliğimiz bayağı, açgözlü, korkak, sahtekar ve kinle sarhoştur. Ölüme meydan okuyup yüzüne tükürdüğümüz zaman muazzam bir tekzip şansı yakalarız.

****

Bildiğimiz veya bilmediğimiz şeylerden çok daha can alıcı olan şey, bilmek istemediğimiz şeylerdir. Belli etkilere karşı sağırlığını keşfetmek suretiyle bir kişinin yapısı hakkında çoğunlukla bir ipucu elde etmek mümkündür.

****

Tarih, çocukların dürüstlük pozlarına , acımasızlığına, sahtekarlık yeteneğine, kolay kanarlığına, duyarlılığına, tezcanlılığına sahip insanlar tarafından yapılır. Oyuncaklarla oynamak isteyen insanlar tarafından yapılır. Tüm liderler, izleyicilerini çocuklaştırmaya çalışır.

****

Ruhen hasta olan kişiler, hasta olanın insanlık olduğunu, kendilerininse insanlığı ameliyat eden cerrahlar olduklarını ısrarla savunurlar. Dünyayı bir revire çevirmek isterler. İnsanlığı masaya yatırdıklarında da ameliyatı baltayla yaparlar.

****

Gerçek zengin kişiler, özgürlüğü, kendine güveni ve hatta serveti başkalarını onlardan mahrum etmeden elde edebilen kişilerdir. Bu kişiler edindikleri her şeyi kendi yeteneklerini geliştirip uygulamaya koyarak elde ederler.
Gerçek yoksul kişiler ise, herhangi bir şeyi ancak başkalarını ondan mahrum etmek suretiyle elde edebilen kişilerdir. Ancak başkalarını özgürlükten yoksun bıraktıklarında kendilerini özgür hisseder, ancak başkalarında korku ve bağımlılık oluşturabildikleri taktirde kendilerine güven duyar ve ancak başkalarını fakirleştirerek zengin olurlar.

****

Kişinin hayatı anlamlı kılma, amaç ve değer sahibi olma yanılsaması yaratma yollarından hiçbiri, gönüllü olarak bir dizi göreve boyun eğme kadar etkili görünmemektedir. Görevlerin günlük olarak yerine getirilmesinden doğan tatmin öylesine katışıksızdır ki, görev üstüne görev yüklenme ve onları yerine getirmekten zevk alma eğilimi oldukça güçlüdür.
-------------------------------------------------------------------------------------
NOT: Yukarıda bulunan yedi adet aforizmayı alıntıladığım kitap dilimize 'aklın muhteris çağı' adıyla çevrilmiş ve özgün adı ''The Passionate State Of Mind, and Other Aphorisms''. Toplamda 280 aforizmadan müteşekkil. 1955'de basılmış ve Hoffer'in ilk kitabı olan 'the true believer'ın ardılı. Geçenlerde dilimizde yeniden basılan the true believer, 'kesin inançlılar' gibi ilginç bir çeviri tercihiyle kitapçı raflarında... Kapak olarak özgün kapağı koyma sebebim ise aynen 'the true believer'da olduğu gibi ikinci kitabında da hazzetmediğim bir çeviri anlayışına maruz kalmış olması. O açıdan Hoffer'ın bizatihi kitabına hangi ismi koyduğunu görmek daha sağlıklı olur diye düşündüm.
KAYNAK: ''Eric Hoffer - Aklın Muhteris Çağı'' (Ayışığı kitapları - 2000)

1 yorum:

seda dedi ki...

seni çok ama çok özlüyorum umut